TR EN

Festival Günlüğü Çarşamba Programı

FESTİVALDE DÜN

İLK BÜYÜK ROLÜMDÜ Barnabás Tóth’un Macaristan Oscar adayı olan filmi “Geride Kalanlar”, Türkiye’de ilk kez festivalde gösterildi. Gösterimin ardından yapılan söyleşiye, filmin oyuncusu Károly Hajduk ve senaristlerinden Klára Muhi katıldı.

Károly Hajduk: Çok keyif aldım bu süreçten, gerçekten zordu. Çünkü neredeyse beş yaşından yetmiş yaşına, bir insanın duygularını yansıtmak zorundaydım. Doğrusu ben de nereden buldum bu duyguları bilemiyorum. Bu benim ilk büyük rolümdü, o yüzden çok önemliydi.

ZAMANSIZ BİR FİLM Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda yarışan ve Maryna Er Gorbach ve Mehmet Bahadır Er’in yönettiği, “Omar ve Biz”in gösterimi yapıldı.

Mehmet Bahadır Er: Film, çok geniş bir zamanı anlatıyor aslında. Zamansızlıkla başladık hikâyeye. Gelip geçicilik meselesi bizim için çok önemliydi. Güncel bir okuma yaparsanız dar bir kalıp içerisinde kalabilirsiniz. Bu, kişisel bir film okumasıdır. Böyle görmek istersiniz veya birikiminiz bunu gerektiriyorsa böyle okursunuz. Bir iyilik yapacağımız zaman acele etmemiz gerekiyor. Bütün egolarımızı bir kenara bırakmamız gerekiyor. İyilik yapmamak, birbirimizi sevmemek için bir sürü sebebimiz var. Ama birbirimizi sevmek ve iyilik yapmak için fırsatlar yaratmamız lazım.

HİÇBİR HALK ANA DİLİNİ KAYBETMESİN Ulusal Belgesel Film Yarışması filmlerinden “Bir Rüya Gördüm, Anlatsam da Anlamazsın”nın gösteriminin ardından yönetmenleri Burcu Esenç ve Cantekin Cantez, seyircilerin sorularını yanıtladı.

Burcu Esenç: Bir dilin soykırıma uğraması çok acı bir söz. Bu belgesel de, dünya üzerindeki hiçbir halk, ana dilini kaybetmesin diyen bir proje, çünkü ana dilini kaybetmek sadece bir cümleden ibaret değil.

‘YERİN RUHU’NU ANLATMAK Ulusal Belgesel Film Yarışması filmlerinden “Aether”in gösteriminin ardından yönetmeni Rûken Tekeş seyircilerin sorularını yanıtladı.

Rûken Tekeş: Hissettiğim şeyi çekmekti amacım. İstediğim şeyi çekebilmek için de bir plan yapmamam gerektiğini fark ettim. Çekmek istediğim şey zaten yerin ruhu ve hissiydi. Ve bu hissi oraya hiç gitmeyenlerle ya da gidemeyecek olanlarla paylaşmak istedim. Filmin ismi ‘Beşinci Element’ aslında. Bu beşinci element hipotetik bir element. Aslında bütün elementleri bütün maddeyi maddeleştiren, görmediğimiz, duymadığımız ama bazı zamanlarda hissedebildiğimiz ana element. Bu ismi ‘yerin ruhu’ anlamında kullandım. Film de kesinlikle insan istemiyordum. Çünkü o yeri bitiren zaten insandır ve o yüzden ‘yerin ruhu’nu anlatırken insan olsun istemedim.

MUTLULUĞUN KAYNAĞI NEDİR? Uluslarası Uzun Metraj Film Yarışması’nda yer alan “Zaman Her Şeyi Siler”in Türkiye galası festivalde yapıldı. Gösterimin ardından yapılan söyleşide filmin yönetmeni Joe Odagiri seyircilerin sorularını yanıtladı.

Joe Odagiri: Küba maddi olarak çok yoksul bir ülke olsa da insanlar gülerek yaşıyor. Japonya’da insanlar zengin olsa da gülmüyor. Mutluluğun kaynağı nedir, diye düşündüm. Bir yanda yoksul ve mutlu insanlar, bir yanda kapitalizm altında mutsuz insanlar. Öncelikle filmde, sanatsal olarak görüntünün çok önemli olduğunu düşünüyorum. Görüntüleri çeken Avustralyalı Christopher Doyle’du, bir yabancının gözünden Japonya nasıl görünüyor diye merak ettim. Çekimler yazın 40, kışın 10 gün sürdü. Japonya’da iki haftada çekilen filmler var. Ben yavaş ve rahat çektiğimi düşünüyorum. Çekimleri iki kişi üstlendi ama mümkün olan en doğal şekilde çekilmesini istedim, özellikle ışık konusunda. Gece ve yağmur sahnelerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum o yüzden biraz uğraştık.

ULUSAL KISA FİLM HEYECANI BAŞLADI Ulusal Kısa Film Yarışması’nın ilk seçkisi bugün Aylin, Duyuyor musun Anne?, Siyah Güneş ve Yağmur Olup Şehre Düşüyorum ile başladı.

AŞK, BÜYÜ VS. Ümit Ünal’ın yönettiği ve Ece Dizdar, Selen Uçer, Ayşenil Şamlıoğlu,Damla Ersan, Murat Toprak, Uygar Özçelik, Emrah Kolukısa, Tonguç Radar ve Şirzat Bilallar’ın rol aldığı Aşk, Büyü vs., Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jürisi’nin önündeydi.

Ümit Ünal: Ben Yeşilçam'dan geliyorum. Yeşilçam'ın son demlerine yetiştim diyebilirim. Halit Refiğ, Ertem Eğilmez, Atıf Yılmaz, Tunç Başaran gibi Yeşilçam'ın büyük yönetmenleriyle çalışma şansım oldu. Beni tabiİ ki besleyen şeylerden biridir. Yazdığım şeylerde de genelde bir melodram damarı var yani, melodramı hiçbir zaman normal stili içinde kullanmıyorum. Ama orada besili bir damar olduğunu düşünüyorum ve onunla oynamak hoşuma gidiyor. (…) Film, ekibin tümünün gönüllü katkısıyla yapılabildi. Biz Tayfur'la ortak olduk ve bu işe giriştik ve normal bir film için çok küçük bir bütçeyle yola çıktık. Fakat gelen herkes filme emeğiyle katkıda bulundu ve onların sayesinde bu film hayata geçebildi. Normal piyasa şartlarında bugünün Türkiye’sinde bu filmi yapmak herhalde çok zor olurdu. İmkansıza yakın hatta.

Selen Uçer: Benim için çok tarihi bir gün, çok heyecanlıyım ve çocukluğumda “Teyzem” filmine hayranlıkla bakardım ve öyle başlamış, sonra “Anlat İstanbul” zamanı Ümit Ünal ile tanışmış, sonra “Ara” ile ilk ana rolümü oynamış ve on iki sene sonra yine Ümit ile burada olmaktan o kadar mutluyum ki bunu söylemeden geçemedim. Ben hep bir aşk hikayesi diye baktım filme. Aşkın birçok formu var diye düşünüyorum. Ümit iki kadın arasında olan bir aşktan bahsediyor. Aşkı, olduğu gibi samimi bir şekilde anlatmak istiyordu ve biz de elimizden geleni yaptık. Umarım sevmişsinizdir.

Ece Dizdar: Ulusal yarışmanın döndüğü bu yıl burada olmak çok güzel. Ümit'e çok teşekkür ederim öncelikle, beni bu hikâyenin bir parçası yaptığı için. Bütün ekibe çok teşekkür ederim. Gönüllülükle yapılan bir işti. İnsanlar yerinden yurdundan hayatından oluyor, kendilerini yaşayamadıkları için bu ülkede. O yüzden Ümit'in yaptığı şey çok kıymetliydi.

Ayşe Nil Şamlıoğlu: Ümit'le yan yana gelmek her zaman hayalimdi. Sonunda başardım, bu nedenle çok mutluyum. Böyle bir günde Antalya'da olmak, üstelik de ulusal yarışma tekrar hayata geçtiğinde, 29 Ekim'de burada olmak ayrı bir mutluluk. Ben bu ekiple birlikte bu aşk hikâyesinin bir parçası olmaktan sonsuz mutluyum. Çok teşekkürler.

FESTİVALDE BUGÜN / 30 EKİM

Mert Fırat ve Şebnem Bozoklu, saat 12:00’da festivalin Öğle Sohbetleri programında konuşuyor. Özkan Yılmaz’ın “Soluk”Onur Ünlü’nün “Topal Şükran'ın Maceraları” adlı filmleri Türkiye’de ilk kez gösteriliyor. Ulusal Belgesel Yarışması’nda yer alan “Asfaltın Altında Dereler Var!” ve “Patron” filmleri ve Ulusal Kısa Film Yarışması’nın ikinci seçkisi ücretsiz izlenebiliyor. Antalya Film Forum’un kazananları bu gece belli oluyor! DETAYLI BİLGİ İÇİN

FESTİVALDE YARIN / 31 EKİM

AKM’deki Perge Salonu’nda uzun bir gün sinemaseverleri bekliyor: Uğur Yücel söyleşisi saat 11:00’da; Türkiye Sinemasının Dünü, Bugünü, Yarını başlıklı panel ise saat 14:00’da yapılacak. Panelin ardandan ise, son iki yıldır İstanbul’da yapılan alternatif Ulusal Yarışmalar’ın Antalya töreni yapılacak. Yarın ayrıca, İranlı yönetmen Rıza Mirkarimi’nin“Şirin’in Kalesi”, Ali Aydın’nın “Kronoloji” ve Ali Özel’in “Bozkır” filmleri ekip katılımıyla gösterilecek.

Tümünü Göster